Hakkımızda Koleksiyon Referanslar Müşteri Hizmetleri Sık Sorulan Sorular Galeri İletişim
Türkçe İngilizce
Ön Büro Servis Mutfak Kat Hizmetleri Güvenlik
Teknik Servis Sağlık T-Shirt Özel Tasarımlar Diğerleri
Tarihçesi
Coğrafi Yapı
Sosyal Yapı
Ekonomik Yapı
Kültür ve Sanat
Antik Kentler
Camiler ve Kiliseler
Gezilecek Yerler
Gelenek ve Görenekler
Festival ve Özel Günler
Spor Aktiviteleri
Ulaşım
Yöresel Yemekler
Yöresel Türküler
Antalya Görüntüleri
Ana Sayfaya Dön

COĞRAFİ YAPI

Antalya ili Anadolu'nun güneybatısında 29° 20' - 32° 35' doğu boylamları ile 36° 07' - 37° 2' kuzey enlemleri arasında yer almaktadır. Yüzölçümü 20.723 km2 olup, Türkiye yüzölçümünün %2.6'sı kadardır.

İlimizin kara sınırlarını Toros dağları meydana getirmektedir. İlin güneyinde Akdeniz, doğusunda İçel, Konya ve Karaman, kuzeyinde Isparta ve Burdur, batısında ise Muğla illeri vardır.

İl arazisinin ortalama olarak %77.8'i dağlık, %10.2'si ova, %12'si ise engebeli bir yapıya sahiptir. İl alanının 3/4'ünü kaplayan Torosların birçok tepesi 2500-3000 metreyi aşar. Batı'da ki Teke yöresinde geniş platolar ve havzalar yer alır. Çoğunlukla kireçtaşlarından oluşmuş bu dağlar ve platolar alanında, kireçtaşlarının erimesiyle oluşmuş mağaralar, düdenler, su çıkaranlar, dolinler, uvalalar ve daha geniş çukurluklar olan polyeler gibi büyüklü, küçüklü karst şekilleri çok yaygındır. İlin topoğrafik yönden gösterdiği değişkenlik gerek iklim, gerek tarımsal gerekse demografi ve yerleşme yönünden farklı ortamlar yaratmaktadır. Ayrı özellik gösteren bu alanları sahil ve yayla bölgesi olarak tanımlayabiliriz.

Sahil kesimi ilçeleri; Merkez, Gazipaşa, Alanya, Manavgat, Serik, Kemer, Kumluca, Finike, Kale ve Kaş'tır. Denizden yüksekliği 5-44 m arasındadır.

Yayla kesimi ilçeler ise; Gündoğmuş, Akseki, İbradı, Korkuteli ve Elmalı'dır. Bu ilçelerin denizden yüksekliği 900-1000 m arasındadır.

Dağlar

Antalya'nın önemli dağları, Akdağ, Susuz dağları, Alacadağ, Bey dağları, Tahtalı dağı, Geyik dağlarıdır.

Akdağ

Elmalı ovasının güneybatısında yer alan Akdağ, Muğla il sınırına koşut uzanır. Yüksek ve toplu bir dağ kabarığıdır. Düzensiz bir kubbe şeklinde uzanan sivri ve keskin sırtlı tepeler üzerinde bol otlu, bol sulu çayırlar, karstik ya da buzul çukurlar vardır. At kuyruk sallamaz tepesi (uyluk) denen doruğun yüksekliği yaklaşık 3024 m'dir. Oldukça sivridir. Eteklerine doğru düzgün şekilde alçalan Akdağ'ın bu kesimlerinde orman örtüsü yer alır. Ayrıca aynı bölgede yer yer Çukurardıç gibi düzlüklere rastlanmaktadır. Akdağ'ın güney eteklerinde yer alan yaylaların aşağısında derin Lengüme Boğazı yer almaktadır.

Susuz Dağlar

Kıbrık Deresi'nin doğusundan başlayarak doğuda Avlan Gölü'ne kadar uzanan bu dağlar toplu ve geniş bir dağ kütlesidir. Sivri olmayan tepelerden oluşmuştur. Tepelerin arası çanak biçimindedir. Bunların birçoğunda ilkbaharda su birikir ve belirli bir süre sonra çekilir. Bu nedenle dağın üst kısımları kuru ve susuzdur. Bitki örtüsü seyrek otlardan oluşur. Kuzeybatı ve Güney yüzlerinin eteklerinde ise geniş ormanlık alanlarla kaplıdır. Güneyde uzanan Kohu Dağı (240 m) Köyre Gediği'nden başlar ve batı ucunda Sinekçibeli Geçidi bulunmaktadır. Bitki örtüsü olarak ot bulunan bu dağda yaz mevsiminde ise hiç su bulunmaz.

Alaca Dağ

Kohu Dağı'ndan başlayarak güneye doğru uzanıp Finike ile Kaş'ı birbirinden ayıran bir dağdır. En yüksek tepesi 2336 m ile Toylak Karlığı Tepesi'dir. Alaca Dağ'm tüm etekleri ormanlarla kaplıdır. Denize dik iner.

Bey Dağları

Tam anlamıyla düzgün bir sıra dağ olan Bey Dağları güney -kuzey doğrultusunda uzanmaktadır. Tekeli Yaylasının doğusunda yer alır. Kıyı sıradağları ve asıl Bey Dağları adını alan birbirinden farklı ve koşut sıra dağdan oluşmuştur.
Asıl Bey Dağlan kalker oluşumludur. Güneyden kuzeye doğru Avlanbeyi Geçidinden başlayarak Yazır köyüne doğru uzanır. Düzenli bir vadi görmek olanaksızdır.
Kıyı sıradağları, Alagır Çayı ile Antalya Körfezi arasında uzanır. Deniz kıyısından birden bire yükselen kabartılara sahiptir.

Tahtalı Dağı

Bir çadır biçiminde yükselen Tahtalı dağlan kıyı sıradağlarının en yüksek ve en ilginç olanıdır. Göynük çayının kuzeyinde yer alan Sarıçınar Dağı'nın yüksekliği 1811 m'yi bulur. Denize dik yamaçlar halinde iner.

Geyik Dağları

Antalya ilinin doğusunda Taşeli Platosu üzerinde kuzeybatı - güneydoğu doğrultusunda uzanırlar. Yüksek bir deve hörgücü biçiminde bir sırt durumundadır. Kuzeye bakan kısımlarda yaz aylarında bile kar bulunur. Bu dağlar dizi halinde Konya, Karaman ile Antalya arasında bir sınır çizerler.

Göller

İlimizin başlıca gölleri Söğüt Gölü, Karagöl Sazlığı ve Avlan Gölü'dür.

Göl Adı
Yüzölçümü
Yeri
Özelliği
Avlan
8 Km2
Elmalı
Göl alanında su tutulma çalışmaları yapılmaktadır
Karagöl Sazlığı
10 Km2
Elmalı
Balık yetiştirme ve dinlenme tesisi
Söğüt Gölü
40 Km2
Korkuteli
 -
Eğri Göl
3 Km2
Gündoğmuş
 -

Antalya'da göller genellikle ilin batı bölümünde yer almaktadır. Bunlar küçüktür, yazın kururlar. Örneğin Karagöl senenin 8-10 ayında; Avlan gölü senenin 6-7 ayında göl halini alırlar. Karagöl de devamlı su altında bulunup, göl durumunu koruyan saha 24,5 Km2, Avlan da ise 8,5 Km2dir. Bu göllerin çevresi taşkın arttığı zaman bataklık halini alır. Ancak suları çekildiği zaman tarıma elverişli olur.

Kırkgöz Kaynakları Gölü

Bu alanda devamlı anlamda göl yoktur. Ancak Kırkgöz kaynaklarının yayıldığı ve kaynak debisine bağlı olarak yayılım gösteren bataklık alanı vardır. Göl alanının büyük kısmı sazlık ve kamışlıktır. Ekonomik değere sahip balık yetişmemektedir.

 

Akarsu ve Şelaleler

İlimiz Yeşil göl akarsuları, daha çok dere ve çaydan oluşur. İlimizin önemli akarsuları şunlardır:

Manavgat, Köprü, Aksu, Düden, Dim, Kargı, Alara, Karpuz, Başgöz, Karaman ve Korkuteli Çaylarıdır.

Yazları sıcak ve kurak geçtiği için suları çok azalır, birçoğu kurur. Dere ve çayların sonbahar yağmurları ile su seviyesi yükselir.

İlkbaharda Toros Dağlarındaki karların erimesiyle en yüksek seviyeye ulaşır.

Dere ve çayların kaynakları Toros dağlarıdır. Bunlar denize inerken arazinin fazla eğimli olması nedeniyle hızlı akarlar ve toprak erozyonuna neden olurlar.

Çağlayanı ile bilinen Manavgat Çayı Antalya ili içerisinde ulaşıma elverişlidir. Derinliği ilçe yakınlarında 2-7 m'yi bulur. Bu çayın üzerinde Oymapınar Barajı kurulmuştur.

Akarsu
Ölçü Noktası
 
Aksu Çayı Eğridir Gölü - Akdeniz
162
Köprü Irmağı Sarıidris Dağı - Akdeniz
183
Manavgat Çayı Akdağ - Akdeniz
93

 

Şelaleler

Antalya'nın turistik potansiyelini artıran doğal güzelliklerden biri de Torosların güneyindeki kaynaklardan çıkan akarsuların, geçtikleri yerlerde veya denize dökülürken oluşturdukları inanılmaz güzellikteki çağlayanlardır.

Antalya'nın 39 m yüksekliğindeki dik traverten falezinden denize düşen Düden Suyu, Kepez Mesire yerinde bir çağlayan oluşturur. Aynı suyun Antalya'ya gelen bir kolu, Yedioklar denilen yerde değişik kollara ayrılarak 13 çağlayan halinde denize dökülür ve muhteşem manzaralar oluşturur. Antalya'da turistik önem arz eden şelaleler; Yukarı Düden Şelalesi, Aşağı Düden Şelalesi, Kurşunlu Şelalesi ve Manavgat Şelalesi'dir. Bunlardan başka Gündoğmuş Kasabası civarında Çevikli, Kızılkaya gibi şelaleler de mevcuttur.

Yukarı Düden Şelalesi

"İskender Şelalesi" de denilen bu şelale, şehir merkezinin kuzeyinde olup merkeze 10 km uzaklıktadır. Şelalenin bulunduğu yer sık ağaçlı ve yemyeşil görünümü ile cenneti andırır. 20 m yükseklikten dökülen suyun kaynağı; şelaleye 22 km uzaklıkta olan "Kırkgöz Mevkii"dir. Mağaraya inilerek, arkadan da izlenebilen şelalede ayrıca görülmeye değer kaya mezarları da mevcuttur. Ayrıca şelalenin düştüğü yerdeki tabandan su kaynak halinde çıkmaktadır.

Piknik, restoran, kafeterya, otopark, hediyelik eşya, PTT imkanlarına sahip olan şelale; 1970-1972 yıllarında DSİ 13. Bölge Müdürlüğü tarafından "Mesire Yeri ve Piknik Alanı" haline getirilmiştir. Piknik yerlerinde masalar, su, wc bulunmaktadır. Belediye Halk otobüsü ve minibüslerle ulaşım mümkündür.

Aşağı Düden Şelalesi

Larayolu üzerinde, Karpuzkaldıran Plajı yakınlarında, şehir merkezine 8 km uzaklıktadır.

Düden çayının yaklaşık 40 m yüksekliğindeki bir falezden su bulutu halinde denize dökülmesi ile oluşan muhteşem güzellikteki bir şelaledir. Hemen yanında bulunan "Gençlik Parkı"ndan veya herhangi bir deniz aracındayken denizden bakıldığında manzara; insanı rahatlatan, dinlendiren bir tablo gibidir. Gençlik Parkında otopark, içme suyu, wc, kafeterya bulunmaktadır.

Kurşunlu Şelalesi

Antalya-Mersin karayolunun 24 km'sinden sola dönülerek 7 km devam edilince; çam ağaçlarının arasında zengin florası olan bu mükemmel şelaleye ulaşılır. 18 m yükseklikten dökülen, 7 adet küçük göletin küçük şelaleciklerle birbirine bağlandığı, 2 km'lik bir kanyon içindeki bu şelale 1986 yılında hizmete açılmıştır. Şelale ve piknik yeri 33 hektarlık bir alanı kaplar. Piknik alanı içinde; manzara seyir teraslan, çocuk parkı, restoran, otopark, gezinti patikaları, içme suyu, wc vardır. Ulaşım, belediye otobüsleri veya minibüslerle sağlanır.

Manavgat Şelalesi

Antalya'ya 80 km mesafededir. Manavgat ilçesinin 3 km kuzeyinde bulunan ve adını bu ilçeden alan şelale, ırmak sularının 4-5 m'lik bir falezden düşmesiyle meydana gelir. Az bir yükseklikten dökülmesine rağmen geniş bir alan üzerinde gürül gürül akışı görülmeye değer bir manzara oluşturur. Ayrıca Manavgat Irmağı1 m besleyen kaynaklardan en büyüğü olan karstik Dumanlı kaynağı, sol kıyıdaki dik bir kayanın yüzünde bulunan küçük mağaralardan fışkırarak çıkar. Duman ve köpük halinde 15 m kadar yükselir ve ırmağa karışır.

Kent gürültüsünden uzaklaşıp doğa ile başbaşa kalmak isteyenler için şelalenin çevresinde uygun piknik alanları vardır. Ayrıca çevredeki lokantalar, taze balık yeme imkanını sunarlar. Ulaşım, Manavgat'tan kalkan minibüslerle sağlanır.

 

Ovalar

Antalya topraklarının %12.'sini ovalar kaplamaktadır. Bunların içinde en önemli olanları Antalya Ovası, Finike Ovası, Alanya Ovası, Kasaba Ovası, Demre Ovası ile Tekirova'dır.

Antalya Ovası

Batı Toros dağlan ile Alanya arasında kıyı boyunca uzanır ve üçgen biçimindedir. Yapı bakımından farklı iki bölümden oluşur. Batıda Bey Dağları dibinden Aksu'ya ve kuzeyine doğru olan bölümleri yatay kalker türden oluşmuştur. Kıyıda 25-30 m yükseklikteki dik yarlarla başlayıp, basamak basamak üç taraça halindedir. Kıyıdan itibaren hafif eğimli düzlükler oluşturan bu taraçalar, Toroslar'dan kireç taşlarını eriterek gelen yeraltı sularının ve Düden Çayı'nın çökeltileri travertenlerden oluşur. Antalya ovasının doğu bölümü ise Aksu, Köprü, Manavgat Irmağı gibi akarsuların kıyıda yığdığı yer yer bataklık, alüvyol düzlükler ve bunlar arasında alçak tepelikler halindedir. Doğanın bir bölümü tarım bakımından en verimli kısmıdır.

Finike Ovası

Finike Körfezinden başlar. Büyük bir düzlük görünümündedir. Birkaç akarsuyun kollarını birleştirerek oluşan ova, alüvyonlu, içinde taş olmayan oldukça verimli, siyah topraktandır.

Kasaba Ovası

Yaklaşık 15 Km uzunluğunda ve 4-5 Km genişliğinde olan ovanın üç tarafı dağlarla çevrilidir. Deniz iklimi egemendi. Kış ve yaz ayları genellikle sisli geçmektedir. Su bakımından zengin değildir, ancak kış aylarında su bulunmaktadır.

Alanya Ovası

Ova 30-40 Km2'lik bir alanı kapsamaktadır. Dim Çayı ve Oba Çayı teknesi olmak üzere iki bölümden oluşmuştur. Alanya ovasının iklimi Antalya ovasına oranla daha yumuşaktır.

Demre Ovası

Demre çayının getirdiği alüvyonlarla oluşmuştur. 20 Km2'lik bir alanı kapsamaktadır. Topraklar oldukça verimlidir. Demre ovası da su bakımından pek zengin değildir.

Tekirova

10 Km2'lik bir alanı kapsar. Tahtalı Dağlarından inen suların ve Bağırsak deresinin getirdiği alüvyonlardan oluşmuştur.

Alara Ovası

Toprağı orta verimlilikte bir ovadır. Alara Çayı ile sulanır.

 

Yaylalar

Antalya ilinde iki büyük yayla vardır. Bunlar batıda Tekeli, doğuda Taşeli Yaylalarıdır.

Tekeli Yaylası

İl topraklarının batı sınırlarıyla Antalya körfezi ve Antalya ovası arasında kalan bölgedir. Yaylada güney batı - kuzey doğu doğrultusunda sıra dağlar ve bunların arasında çukurluklar bulunmaktadır. Tekeli yaylası birdenbire yükselen, ortası geniş, kapalı tekneleri de içerir. Yayla birbirinden çok az farklı küçük coğrafik birimlere ayrılmıştır, bu yayla Girdev Yaylasının, Korkuteli Düzlüğünü, Aksu ve Köprü suları ile Manavgat Çayının teknelerini de içine almaktadır.

Taşeli Yaylası

Antalya Körfeziyle Mersin ili sınırı arasındaki bölgeye yayılmıştır. Burada Akseki'nin doğusundan Mersin ili sınırlarına doğru geniş bir kıyı şeridi bulunmaktadır. Üzerinde Yedikaza Yaylaları yayılmıştır. Bu yaylalar arasında Sülek ve Merdiven Yaylaları ile Gevni Yaylası sayılabilir. Güney doğuda ise Gazipaşa Yaylası bulunmaktadır.

Bu coğrafi oluşumun dışında bölgenin Yörük yaşamının da geliştirdiği yayla kültüründen dolayı tespit edilebilen yayla alanları da aşağıdadır.

Toros dağlarındaki yaylalarda Antalyalılar ve Yörükler yaz mevsimini geçirirler. Bölgemizdeki başlıca yaylalar; Bakirli, Fesleğen, Yeşil Yayla ve Saklıkent'tir. Gündoğmuş, Akseki Korkuteli ve Elmalı ilçeleri ise rakımı yüksek olduğu için yaz aylarında tercih edilen yerlerdir.

Saklı Yaylası

Kışın kayak merkezi, yazın da yayla olarak hizmet vermektedir. Ocak, Şubat ve Mart aylarında sürekli, Aralık ve Mayıs aylarında parçalı karlıdır. Kayak mevsimi beş ay süren yaylada pistlerin uzunluğu ve eğitim her türlü yarışa uygundur. 50-100 cm arası değişen kar kalınlığı yukarı kesimlerde artmaktadır. Antalya kent merkezine 50 km uzaklıkta olup rakımı 2547'dir. Yakınlığı nedeniyle bir gün içinde hem kayak hem deniz sporunu yapabilme olanağı sağlar. 2 teleski ve başlangıç yerinde bir kafeterya mevcuttur. Kayak için malzeme kiralamak mümkündür. Çeşitli seyahat acenteleri turistler için Sakıkent'e günlük turlar düzenlemektedirler.

Kemer Yaylaları

Kemer halkı yaz aylarında genellikle Gödene Yaylası gibi yüksek kesimlere çıkmaktadır. Söğütcuması Torosların (Beydağları) üzerinde kurulmuş olup yaz aylarında oldukça meşhur olan Yeşil Yayla, Yağlı Pehlivan güreşleri yapılmaktadır.

Kaş Yaylaları

Kaş ve civarı ormanlarla kaplıdır. Yüksek dağlar ve eteklerinde çam, sedir, selvi ve diğer Akdeniz bitki örtülerini görmek mümkündür. Gömbe yaylası ve sütleğen yaylaları bunların en güzelidir. Akdağ eteklerinde kurulmuş bulunan ve yaz aylarında çok soğuk ve karlıdır. Soğuk suları ve pınarları dikkati çeker. Uçarsu ve Yeşil Göl herkesin ziyaret ettiği ve soğuk sularını kana kana içtikleri bir yerdir. Buralarda birçok meyve ağaçları vardır.

Manavgat Yaylaları

Köprü çayı vadisinin ikiye ayrıldığı Torosların üzerinde birçok yayla bulunmaktadır. En önemlileri Gülenpınar ve Beloluk yaylaları, Dumanlı Yaylası, Topalceviz, Alıç ve Demre yaylaları, Dumanlı Yaylası ile Bezburun dağı eteklerinde İkiz yaylası oluşturur.

Manavgat'ın dağlık bir görünüme sahip olması ve bu nedenle tarım arazilerinin azlığı dağ köylerinde yaşayan halkın geçimini keçi besleyerek sağlanmasını gerektirir. Bu yüzden köy halkının %90'ı yaz aylarında hayvanları ile birlikte yaylalara göçerler.

 

Kıyılar ve Plajlar

Türkiye'nin en önemli turizm merkezi olan Antalya ilimizin kıyılarının uzunluğu; girinti, çıkıntı dahil 640, düz hat 500 km'dir.

Antalya'nın batı kıyılarında dağlan denize dik inmesi nedeniyle deniz derindir ve plajlar süreklilik göstermez. Ancak Kemer, Tekirova, Kumluca, Finike, Demre ve Kaş kıyılarında iyi olanaklı tabii plajlar vardır. Ayrıca Beldibi Plajları, Göynük sahilleri ile Kemer, Tekirova, Olimpos ve Kolindonya burnundan Ksantos'a kadar olan sahillerde turizm için gerekli bütün tabii unsurlar bulunmaktadır. Konyaaltı ve Reşat Adası Plajları' da Antalya'nın batısında yer alır.

İlimizin doğu kesiminde ise dağların denize paralel uzanması, dağlarla deniz arasında bir ova oluşumunu sağlamış, böylece Antalya'dan başlayıp Side ve Gazipaşa yakınlarına kadar ince kumdan meydana gelen muhteşem plajlar olmuştur. Lara, Karpuzkaldıran, Belek, Kundu plajları Antalya'nın doğusunda yer alan plajlarımızdandır.

Antalya'da "2000 yılı Mavi Bayrak Ödüllü" 45 plaj mevcuttur. (Mavi Bayrak: Özendirme yolu, ile yüzme amaçlı kullanılan deniz ve göl sularının temizliğini, kıyıların düzenine plaj hizmetlerinin niteliğini yükseltmeyi amaçlayan bir kampanyadır. 1987'den beri Avrupa Çevre Eğitim Vakfı (FEEE)'nca yürütülmektedir. Ülkemizde I992'de Akdeniz kıyılarımızda başlatılan kampanya çalışmaları, Avrupa Çevre Eğitim Vakfına üye olan Türkiye Çevre Eğitim Vakfı tarafından yürütülmektedir.)

2000 Yılında Mavi Bayrak Ödüllü Plajlarımız

Antalya'daki ince kumlu tabii plajlar ve güzel manzaralı koyların yanısıra ilimizde Mart - Aralık aylarında iklimin ve deniz suyu sıcaklığının uygun olmasıyla devam eden deniz mevsimi bölgenin turistik potansiyelini, artıran sebepler arasındadır.

Kleopatra Plajı

Uzunluğu 2 km olan plaj Alanya'nın batısında yer alır. İnce kumlu alabildiğine geniş bir plaj olup burada ilçe belediyesinin işletmeye açtığı plaj tesisleri vardır. Kleopatra'nın bile banyo yaptığı söylenen bu plajın bir özelliği de denizin sığ olmasıdır.

İncekum Plajı

Alanya'nın yaklaşık 20 km batısında; çamlık, doğal, ince kumlardan oluşan güzel bir plajdır. Burada "Orman İdaresi Tesisleri" de bulunmaktadır. Yaz aylarında kurum personeli buradan yararlanabilmektedir. Ayrıca halkın çadır kampı yapabileceği alan da mevcuttur.

Doğu Plajı

Alanya'nın doğusunda, Antalya - Mersin karayolu üzerindedir. Keykubat Plajı ile bunun 14 km'lik sahil uzantısından oluşur. Sahil boyunca plaj tesisleri bulunmaktadır.

Ulaş Plajı

Antalya - Mersin karayolu üzerinde Alanya merkezden batıya doğru 6 km uzaklıkta bulunmaktadır. Ulaş plajı'ndaki "Karayolu Ulaş Dinlenme Parkı" sahil yolunu takip eden arabalı yerli ve yabancı turistlerin dinlenme yeri olarak düşünülmüş ve bu amaçla yapılmıştır.

Sorgun Plajı

Antalya'nın en güzel plajlarındandır. Manavgat'a giderken güneye inen yoldan 5-6 km gidilince fıstık çamları arasında şirin, doğal bir plaj ve sahildir.

Koru Plajı

Gazipaşa'nın Koru Mahallesi'nde bulunan bu plajda deniz; kendi kendini filtre eden tek deniz olma özelliğine sahiptir. Üç doğal havuzu vardır. Bunlardan iki doğal havuz özellikle yeni yüzme öğrenenler için idealdir. Gazipaşa' ya 3 km uzaklıkta İskele Plajı ve Kahyalar beldesinde de Kahyalar Plajı vardır.

Lara Plajı

Antalya'nın 12 km doğusundadır. Kumu gayet ince olup çam ormanları ile kaplıdır. Halka açık plajları, yiyecek ve içecek ihtiyacını karşılayacak gazinoları ve soyunma kabinleri vardır.

Karpuzkaldıran Plajı

Lara Plajı'nm batısında Düden Şelalesi'nin denize döküldüğü yerdedir. Askeri dinlenme kampı olarak kullanılan plajın kumu çok ince, denizi sığdır.

Adalar Plajı

Karaalioğlu Parkı'nda kayalık bir plajdır. Yeme-içme ihtiyacının karşılandığı gazinosu ve soyunma kabinleri vardır.

Mermerli Plajı

Mermerli Parkı'nın altında olan plajın soyunma kabinleri ve duşu vardır.

Konyaaltı Plajı

Antalya'nın 3 km batısında, yaklaşık 1.5 km uzunluğunda kum çakıl karışımı bir plajdır. Belediyenin yaptırıp işletmeye açtığı halka açık plaj tesisleriyle yeme, içme ihtiyacına cevap verebilecek gazinolar, pansiyonlar ve oteller vardır.

Reşat Adası Plajları

Eskiden Sultan Reşat'ın mesire yeri olan plaj; Antalya'nın 15 km kadar batısında, Kemer yolu üzerinde etrafı ormanlarla kaplı tabii bir plajdır. Karayolları tarafından düzenlenip ayrıca piknik yeri olarak da değer kazanmıştır.

Kemer'de Beldibi mevkiinden başlayıp Tekirova'ya kadar olan bölüm genellikle ince kumlardan oluşan doğal plajdır. Kemer merkezde Belediye Plajı, yat limanı yanındaki Ayışığı Plajı ve Phaselis Plajı denize girenler tarafından tercih edilen plajlardandır.

Phaselis Plajı

Tarih, dağ, deniz, orman, sığ bir koy ve ince kumun birleşmesiyle meydana gelen eşine az rastlanır güzellikte bir plajdır.

Tekirova Kıyıları

Tekirova; Kayalık ve kumsal kıyıları, vahşi tabiat güzellikleri ve nefis kokulu portakalları ile dikkat çekmektedir.

Finike Sahilleri

İnce kumlan ve güzel manzara ile Akdeniz sahillerinin tabii plajlarına sahiptir.

Adrasan Kıyıları

Antalya'nın doğal bir limanı olup kayalık ve ince kumlu doğal plajlara ve çok güzel bir manzaraya sahiptir.

Patara Kumsalı

Özel Çevre Koruma Bölgesi olan patana (Ovagelemiş), Kaş-Fethiye yolu üzerinde ilçe merkezine 45 km. uzaklıktadır.

Patara, Türkiye'nin en geniş (800 m) ve en uzun (15 km) kumsalıdır. Akdeniz'de yaşayan 5 ayrı deniz kaplumbağası türünün ikisi Caretta caretta (Loggerhead turtle) ve Chelonia Mydas (Green turtle) Antalya sahillerinin 17 bölgesini yumurtlama kumsalı olarak kullanmaktadır. (Belek Bölgesi, Manavgat Bölgesi, Tekirova Kumsalı, Çıralı, Olimpos Kumsali, Adrasan Kumsalı, Kumluca Kumsalı, Kale (Demre) Kumsalı...)

Patara Kumsalı da birinci dereceden deniz kaplumbağası yumurtlama sahasıdır. Deniz kaplumbağası popülasyonu Patara Kumsalı'nın Eşen Çayı ağzının doğusundan başlayarak doğuya Gelemiş Köyü'ne doğru antik kentin önündeki kumsalın doğu ucundaki dağlık kısmına kadar devam eder. Yaklaşık 7 km uzunluğunda olan bu kumsal, çok ince ve temiz bir kum ihtiva etmektedir.

 

Mağaralar

Antalya, mağara oluşumu bakımından oldukça zengin bir ilimizdir.

İlimiz Toros dağ kuşağının eteklerinde kurulmuştur. Toros dağları ana iskelet bakımından genellikle kireç taşlarından (kalkerlerden) oluşmuştur. Mağaraların büyük bir çoğunluğu da bu jeolojik formasyonlar içinde bulunmaktadır.

Antalya'da yaklaşık 500 kadar mağara bulunmuştur. Ancak sadece birkaç tanesi uluslararası önem taşımaktadır. Bunlardan; Antalya merkez ilçeye bağlı Prehistorik Karain Mağarası ile Alanya'daki Damlataş Mağarası turizme açılmış mağaralardır. Ayrıca; Altınbeşik, Düdensuyu Mağarası, Kocain Mağarası, Dim Mağarası ve Mavi Mağara en kısa zamanda turizme açılması gereken mağaralarımızdır.

Karain Mağarası

Antalya'nın 27 km kuzeybatısında bulunan Karain Mağarası, merkeze bağlı Yağca Köyü içindedir. Prehistorik tarih öncesi değeri olan mağara, Batı Toros kalker kuşağının tarverten ova ile teşkil ettiği sınırda, yamacın 80 m kadar üstünde, denizden 370 m kadar yükseklikte bulunmaktadır. Karain Mağarası, ilk kez 1919 yılında Antalya şehrinin kısa bir süre italya işgali altında kaldığı sırada italyan Gaiseppe Moretti tarafından bulunmuştur. Yapılan prehistorik araştırmalar ve kazılardan ortaya çıkan bulgulardan, Karain Mağarası'nın Orta Paleolitik (Yontma Taş Devri) çağlarında sürekli iskan gördüğü anlaşılmaktadır. Klasik çağlarda da bu iskanın devam ettiğini ve mağaranın kutsal bir adak ve tapınma yeri olarak kullanıldığını bilhassa dış duvarlar üzerindeki kitabelerden anlıyoruz. Karain Mağarası'ndaki kültür katları arasında, çakmak taşından yapılmış el baltaları, çeşitli kazıyıcılar süs takıları ve ok uçları ile su aygırı parçaları bulunmuştur. Karain Mağarası'na, basamak şeklinde düzenlenmiş bir patika ile çıkılmaktadır. Mağara içi elektrik ışığı ile aydınlatılmış olup kısmen turizme açılmıştır.

Beldibi Mağarası

Antalya bölgesinin ikinci önemli prehistorik merkezidir. Mezolitik Çağın seramikli ve seramiksiz bölümleri en güzel biçimde burada bulunan malzemelerle tanınmaktadır. Çakmak taşı gereçlerinin yanısıra çanak çömlek parçaları özellikle aşı boyası ile kayalar üzerine yapılmış yaban keçisi ve benzeri hayvan figürleri ilgi çekicidir. Karain Mağarası'nda eksik olan mezolitik kültürünü de bu yerleşme yeri tamamlamaktadır.

Kocain Mağarası

Antalya - merkezden 50 km kuzeyde Ahırtaş Köyü'nde bulunan bu mağaraya Burdur asfaltının 27. km'sinden kuzeye sapan yolla gidilmektedir. Mağara henüz turizme açılmamıştır. Mağara, boşluğunun (hacminin) büyüklüğü bakımından ülkemizin en büyük mağarasıdır. İçinde dev dikitler vardır. Bu dikitlerden çapı 8 m ve yüksekliği 35 m olanları vardır. Mağara, Ahırtaş Köyü'nün 2 km kuzeyindedir. Çıkış 2 saat, iniş ise l .5 saat sürmektedir. Mağaraya Ahırtaş Köyü içinden, Çakırlar köy yolundan ve Ahırtaş'ın Gökseki Mahallesi'nden olmak üzere 3 değişik yolla çıkılabilir.

Karataş - Semahöyük Mağarası

Antalya'ya 115 km uzaklıktadır. Karain ve Beldibi Mağaralarından sonra en eski yerleşim merkezi olarak bilinir. 1961 yılından beri kazılar yapılmaktadır. Bu bölgedeki en eski yerleşme "Bronz Çağı"dır.

Damlataş Mağarası

Damlataş Mağarası, 1948 yılında vapur iskelesi inşaatında kullanılmak üzere taş ocağı olarak tespit olunan bugünkü yerinde, bir dinamit ateşlenmesi sonucu bulunmuştur. Birbirinden güzel binlerce sarkıt ve dikitlerle süslü bu mağara hemen koruma altına alınıp mağara hakkında araştırmalara başlanmıştır.

Mağara hakkında ilk araştırmalar, Galip Dere tarafından yapıldı. Galip Dere, gazetelerin birinde 2. Dünya Savaşı zamanında atılan gaz bombalarından korunmak için bir mağaraya sığınan Almanların içinde astımlı olanların şifa bulduklarına dair bir haber okur. Mağaranın sağlık açısından faydası konusunda resmi incelemeler başlar. Doktor ve kimyagerlerden oluşan ekibin incelemelerinden sonra mağaranın astıma iyi geldiği tespit edilir.

Mağaranın kapısından içeri girince 45-50 m uzunluğunda bir geçit, 13-14 m çapında ve 15 m yüksekliğinde silindirik bir boşluk, ayrıca 15000 senede oluşmuş sütunlar vardır. Mağaranın iki katlı olan boşluğu 2500 metreküp hava ihtiva etmektedir. İçindeki ısı yaz-kış 22.3 derecedir. Mutlak nem 19.6 derece nispi nem %98'dir. Mağara dış tesirlerden arınmış olup havasında bol miktarda asit karbonik vardır. Hava basıncı deniz seviyesinden biraz aşağıda olmasına rağmen 760 mm dir.

Mağara boşluğunun tamamı 180-200 metrekaredir. Mağara etrafındaki kalınlık 10 m'yi bulduğu için çökme ihtimali yoktur. Senenin 5-6 ayında devamlı damlar.

Mağaranın Tıbbi Fonksiyonu : Mağaranın astıma iyi gelen dört vasfı olduğu tespit edilmiştir. Mağaranın ortamında bulunan normalde 8-10 misli fazla karbondioksit, yüksek oranda nem, alçak sühunet, radyoaktive gibi unsurların ilk ikisinin astıma iyi geldiği, diğer ikisinin de yardımcı faktör olarak kabul edildiği bilinmektedir.

Alanya'ya tedavi için gelen hastaların, öncelikle bir doktordan mağaraya girmesinde bir sakınca olmadığına dair rapor alarak, mağaranın ilgili memuruna baş vurması gerekmektedir. Tedavi süresince sembolik bir ücret ödenir.

Dim Mağarası

Alanya merkezinin 12 km doğusunda bulunan Cebereis Dağı'nın yamacındadır. Mağaraya Alanya Belediyesi'nin açtığı yolla ulaşım kolaylaştırılmıştır. Turizm açısından büyük bir önem taşıyan ağaranın batıya bakan bölümünde büyük ve geniş ağzı vardır. İçindeki sarkıt, dikit ve sütunları, havasının serinliği ile gezmeye değr yerlerden biridir.

Hasbahçe Mağarası

Alanya'nın Küçük Hasbahçe Mahallesi inişdibi mevkiinde şehire 4 km kadar uzaklıktadır. Damlataş Mağarası'ndan birkaç misli büyük olan mağarada henüz derinlemesine bir araştırma yapılmamıştır.

Kadı İni Mağarası

Alanya merkezinin 15 km kadar kuzeydoğu istkametinde, Çatak mevkii denilen yerde bulunmaktadır. Çevrede bulunan piknik yerleri buraya ayrı bir güzellik ve canlılık vermektedir.

Korsanlar Mağarası

Bu mağara, eskiden etrafına korku saçan korsanların soygunlardan elde ettikleri malları depoladıkları ve kaçırdıkları kızları tuttukları yer olarak ün salmıştır. Bu mağaranın tahminen l O m genişliğinde, 5-6 m yüksekliğinde olan ağız kısmı teknelerin rahatlıkla içeri girip çıkmalarına imkan verir. İçetiye girdiğinizde; cami kubbesi gibi insanın üzerini örten rengarenk taşlar ve deniz suyunun bittiği yerden kuzeye doğru uzanan karanlık tarifi imkansız güzellikte bir tablo gibi uzanır önünüzde.

Aşıklar Mağarası

Bu mağaranın sarkıt, dikit ve sütunlarla süslenmiş olan kapısı deniz seviyesinden 2 m yükseklikte ve insanın girebileceği büyüklüktedir.

Fosforlu Mağara

Korsanlar Mağarasına benzer bir görünüm arz eder. Mağaranın kapısı teknenin içeri girmesine uygun büyüklüktedir. Deniz dibinde çok güzel bir manzara mevcuttur.

Altınbeşik Mağarası - Düdensuyu Mağarası

Altınbeşik - Düdensuyu Mağarası, Antalya'nın İbradı ilçesinin Ürünlü Köyünde olup iki yolla gidilebilir: I. Yol; 55 km'lik dağ yolu olup Avasort (Yayla Alanı) Tefekli Çeşmesi, Moiz'in Hanı yolundan direk Ürünlü köyüne varan yoldur. II. Yol; Alanya yolundan ayrılan Konya yolu olup Akseki'ye 5 km kala sapan İbradı, Ormana içinden Urünlü'ye varan yoldur. Mağaraya l .5 saatte inilmekte ve 2 saatte çıkılmaktadır. Mağaranın denizden yüksekliği 450 m, Ürünlü Köyü'nün ise 750-800 m.'dir.

Bu mağara ilk kez 1966 yılında, Türkiye Speleoloji Derneği kurucu ve onur başkanı Dr. Temuçin Aygen tarafından, bölgede Oyrnapmar Barajı ile ilgili araştırmalar yaptığı sırada bulunmuştur. Altınbeşik ismi o zaman Temuçin Aygen tarafından verilmiştir. 1966-1967 yıllarında İngiliz ve Fransız mağaracıları ile ilk incelemeler yapılarak kamu oyuna tanıtılmıştır.

Ülkemizin uluslararası çapta bilimsel önemi bulunan bu mağara içinden çıkan su, yer altından Beyşehir Gölü ile bağlantılıdır. Altınbeşik-Düdensuyu Mağarası birkaç kat üzerine yapılmıştır. Mağaraya 200 m uzunluğundaki bir yer altı gölü üzerinden botla girilmektedir. Bu gölün sonunda şahane güzellikte traverten oluşumları vardır. Göl sonunda 44 m'lik dikey bir traverten oluşum üzerinden ikinci kata çıkılmakta ve orada da 130 m uzunlukta ince, uzun sığ bir göl başlamaktadır. İkinci katın sonuna kadar küçük gölcüklerle orta kısımda da göçük yapan çok büyük ve yüksek bir salondaki kalker blokları üzerinden 1.5 km kadar ilerlenebilmektedir. Mağaranın bu bölümü kısmen fosil duruma gelmiştir. Üst katta sağ ve sol tarafında olan yan kolların hepsi henüz araştırılmamıştır.

Altınbeşik- Düdensuyu Mağarasındaki speolojik araştırmalar henüz bitmemiştir. Zaten mağara turizme açıldığında da bütün sistemin dolaşılması söz konusu değildir, yukarıdaki ikinci katın ortalarına kadar mağaranın en fazla l km'lik kısmı turizme hazırlanacaktır. Altınbeşik - Düdensuyu Mağarası halen aktif bir sistem olduğundan bu durumu da gözetilerek turizme açılacaktır. Feyezan sırasında düden patlaması olmakta ve mağaradan çok büyük su çıkmaktadır.

Kaş ve civarında, yaz aylarında turistlerin ilgisini çeken ve gezilen deniz mağaraları vardır.

Kekova Adası Deniz Mağarası

Salyangoz Limanı (Karalos) yanında yer alan iki ağızlı küçük bir mağaradır.

Asırlı Adası Deniz Mağarası

Kale (Demre)'nin iskelesi olarak kullanılan Çayağzı plajından, Kekova'ya giden ve Kale Köyüne (Simena) gelirken bu mağaranın önünden geçirilir. Üçüncü zamanda kalma kalkerler içinde, denizin aşındırmasıyla oluşmuş çok güzel bir mağaradır. Yaz aylarında turistlerin gezip-görmek için tercih ettikleri yerlerin başında gelmektedir.

Mavi Mağara

Kaş-Kalkan arasında deniz kıyısında olan Mavi Mağara, Kaşa 18 km. Kalkan'a ise 6 km uzaklıkta olup, Kapıtaş Plajı yakınlarındadır. Eskiden fok balıklarının içinde yaşadığı bilinen Mavi Mağara 1972 yılında Jeolog Dr. Temuçin Aygen tarafından bulunmuştur. Güneş ışıkları mağaranın içine deniz dibinden yansıyarak girmekte ve mavi parlak fosforesson rengi meydana getirmektedir. Mağara 50 m. uzunluğunda, 40 m genişliğinde ve 15 m yüksekliğindedir.

Güvencinlik Deniz Mağarası

İnce Burun'un arkasında yer alan bu mağara Kalkan'a 2 km mesafedederi. Güvercinlik Deniz Mağarası, çok sayıda yabani güvercini barındırmaktadır. Mağaranın içinden küçük bir yeraltı deresi denize karışır.

Güvercin İni Deniz Mağarası

Güvercinlik Mağarası'na 100 m uzaklıktadır. Küçük, dar ağızlı bir mağaradır. Yaklaşık 40 m uzunlukta olup tavanı da yüksektir.

İncirli Deniz Mağarası

Finike'ye 1.5 km mesafededir. İçinde yeraltı gölü bulunmaktadır. Kaş ve çevresinde aşağıdaki kara mağarları da mevcuttur.

Hıdırellez Mağarası

Kaş ilçesinin güneyinde ve karşısındaki Limanağzı Koyu'nda bulunan bir mağaradır. Halk tarafından Hıdırellez zamanında ziyaret edildiği için buraya bu isim verilmiştir. İçinden yeraltı deresi de akan mağarada ilk Hristiyanlık döneminden kalma fresklerin olduğu bilinmektedir.

İnbaş Mağarası

Kalkan bucağına bağlı Bezirgan Köyü'nün sahilinden biraz içeride kalan İnbaş mevkiinde oldukça büyük bir mağaradır. Yol, yakınına kadar gitmektedir.

Bayındır Mağarası

Halk arasında "Elif Mağarası" da denilen küçük bir mağaradır. Bayındır Köyü'nün Limanağzı mevkiinde bulunmaktadır.

Akbaş/Zeytinlitaş Mağarası

Serik İlçesi'nin 18 km. kuzeyinde Akbaş Köyü Gökçeler Mahallesi'nde Zeytinlitaş adlı kayanın zemininde yer alır. Mısır elde etmek için taş kırma çalışmaları sırasında rastlantıyla ortaya çıkmıştır, iki galeriden oluşur. Zemininde su vardır. Gözalıcı, ince sarkıt ve dikitleriyle dikkati çeker.

Zeytinlitaş Mağarası'na ulaşmak için Serik'ten Akbaş Köyü'ne doğru giderken 18. km. den sağa sapılıp 300 m. kadar stabilize yol izlenecek. Mağara karşınızdadır.

 

Genel ve Jeolojik Yapı

Antalya ilinde Quarterner, Tersiyer, Mesozoik, Paleozik adlı yaşlı kayaçlar bulunmaktadır.

Antalya ovasının büyük bir kısmı Quarterner'e ait o konglomera, alüvyon ve travertenlerle örtülüdür. Büyük bir çok sayıda erime boşlukları bulunan travertenler, tipik karst topografyasını meydana getirmişlerdir. Deniz altında da devam eden travertenlerin toplam kalınlığı birkaç yüz metreyi geçer.

Tersiyer araziler ise ovanın zeminini meydana getirmektedir. Dağlık bölgelere ilerledikçe Mesozoik yapı ve Tersiyer yapının karışık halde bulunduğu görülmektedir. Aksu, Köprü Çayı, Manavgat Çayı doğrultusunda kuzeye doğru uzayarak yer alır.

Antalya havzasının büyük bir kısmını oluşturan Mesozoik formasyon kalker, marn, filis ve serpantinden oluşmuştur. Kalkerler gri renkli, çok çatlaklı ve boşlukludur. Ayrıca karstik şekillere ve düdenlere sahiptir.

En eski formasyon olan Paleozike kayaçlar Alanya'nın kuzeyinde yaygın olarak görülürler. Kristalen şist, fillat, mermer ve kalkerlerden meydana gelen bu kayaçlar, şiddetli tektonik olayların etkisiyle kırılarak kıvrılmalardır.

 

Toprak Özellikleri

İklim, topografya, ana madde, bitki örtüsü ve zamanın etkisiyle Antalya ilinde çeşitli büyük toprak grupları oluşmuştur. Antalya ilindeki toprak grupları ve dağılımı şöyledir:

Kırmızı Akdeniz Toprakları

Antalya havzasında en geniş alanı kırmızı Akdeniz toprakları kaplar. Antalya ilinde 574.332 hektarlık alanı kaplamaktadır. Havzanın özellikle güney ve ortalarında yaygındır.

Kırmızı Akdeniz topraklarının bulunduğu yerlerde yıllık ortalama yağış 800-1250 mm'dir.

Bu toprakların çok yıllık doğal örtüsü orman ağaç ve ağaççıkları ile Akdeniz maki örtüşüdür. Orman ağacı olarak daha çok ibrelilerden kızıl çam, kara çam ile kısmen yaprağını dökenlerden meşe, köknar, ardıç bulunur. Maki topluluğunun ve otsuların hepsini görebiliriz.

Kırmızı - Kahverengi Akdeniz Toprakları

Antalya ilinde 2421 hektarlık alanı kaplamaktadır. Bu topraklar özellikle orta havzada Eğridir Gölüne kadar toplu bir yayılım oluşturur. Başta kahverengi orman toprakları olmak üzere birçok alüviyal ve kolüviyallerle kesildiği gibi kırmızı Akdeniz toprakları ile birlik oluşturur.

Kırmızı - Kahverengi Akdeniz Topraklarının bulunduğu yerlerde yıllık ortalama yağış 750-900 mm'dir. Doğal bitki örtüsü bu topraklarda da orman ağaç ve kırmızı - kahverengi Akdeniz topraklarının büyük kısmı orman, geri kalan az bir kısmı da fundalık ve kuru tarım olarak kullanılmaktadır.

Kahverengi Orman Toprakları

Antalya havzasında kapladığı alan bakımından ikincidir. 326246 ha'lık alanı kaplar. Alanya'dan başlayarak kuzeybatıya doğru Akdeniz topraklan ile Rendzinalar arasında havzayı baştan başa kat eder. Ayrıca havzanın batısında ve güneyinde Kestane rengi topraklarla birlikte bulunur.

Kahverengi orman topraklarının bulunduğu yerlerde ortalama yağış 100 mm'ye ulaşabilirse de esas olarak 600 mm civarındadır.

Bu toprakların doğal bitki örtüsü orman ağaç ve ağaççıklarıdır.

Kestane Rengi Topraklar

Antalya havzasının önemli topraklarından bir diğeridir. Antalya ilinde 71883 hektarlık alanı kaplar. Havzanın batısında Korkuteli ile kuzeyindeki İsparta ve Yalvaç civarında yayılım gösterir. Bu toprakların bulunduğu yerlerdeki yıllık ortalama yağış 400-600 mm civarındadır.

Bu toprakların doğal bitki örtüsü yıllık otlar, ot, çalı karışığı, seyrek fundalıklar ve kısmen seyrek orman kalıntılarıdır.

Rendzina Toprakları

Antalya havzası sahil kuşağının önemli topraklarındandır. Antalya ilinde 51458 hektarlık alanı kaplar. Bu toprakların bulunduğu yerlerde yıllık ortalama yağış 1000 mm'dir. Rendzinalarm doğal bitki örtüsü maki, otsu ve kültürleridir.

Alüviyal Topraklar

Antalya havzasında çok büyük bir alan kaplamaz. Ancak havza tarımında önemli bir yere sahiptir. Antalya ilinde 11558 hektarlık alanı kaplamaktadır. Özel bir iklime ve doğal bitki örtüsüne sahip değildir.

Kolüviyal Topraklar

Havza bakımından önemli bir yere sahiptir. Antalya ilinde 51339 hektarlık alanı kaplamaktadır. Özel bir iklime ve vegetasyona sahip değildir.

Bu toprak grupları dışında Antalya havzasında yer alan toprak grupları şunlardır:

- Regosal Topraklar

- Yüksek Dağ - Çayır Toprakları

- Tuzlu-Alkali Topraklar

- Hidromorfik Alüviyal Topraklar

- Kireçsiz Kahverengi Orman Toprakları

- Organik Topraklar

- Sahil Kumulu

- Irmak Yatakları

- Alüvyal Sahil Bataklıkları

- Çıplak Kaya ve Molozlar

 

Yeraltı Su Kaynakları

Antalya yeraltı suyu yönünden oldukça zengin bir ilimizdir.

İlin su ihtiyacının karşılanmasında ve sulamada bu yeraltı su kaynaklarından yararlanılmaktadır. Antalya'daki yeraltı su kaynakları:

Kırkgöz Kaynakları: Toros dağlarından çıkan bir kaynaktır.

Gürkavak Kaynağı: Şehrin su temin ettiği en eski kaynaklardan biri olan "Gürkavak Kaynağı" Antalya'nın kuzeybatısında Düzlerçamı Milli Parkı içerisinde bulunmaktadır.

Mağara Kaynağı: Konyaaltı Plajının karşısındaki falezlerden çıkan bu kaynak, şehre en yakın kaynak olup, şehrin içme suyu buradan karşılanmaktadır.

Duraliler Kaynağı: Duraliler Köyü'nün yerleşim ve tarım alanları içerisinde bulunan bu kaynaktan sulamada yararlanılmaktadır.

İskele kaynağı: (Mescid Alanı); Yat limanındaki mescit alanından çıkan bu kaynaktan mahalli içme suyu ihtiyacı karşılanmaktadır.

Hurma Pınarları: Antalya'nın batısında Hurma Köyü içerisinde bulunan ve çok kaliteli suya sahip olan bu kaynak, yakın zamana kadar şehrin içme suyu ihtiyacının karşılanmasında kullanılmıştır. Ancak son yıllarda yaşanan kuraklığın tesiri ile şimdi bakımsız ve terk edilmiş durumdadır.

Arapsuyu Kaynakları: Antalya'nın batısında bulunan Arapsuyu l ve II kaynakları 2 Km kadar yüzeyde aktıktan sonra denize ulaşırlar.

Boğaçayı Keson Kuyuları: Boğaçayı havzasındaki alüvyonlarda bulunmakta, içme ve kullanma suyu ihtiyacının karşılanmasında kullanılmaktadır.

Düden Şelalesi Kaynağı: Düden Şelalesinin altın dan çıkmaktadır.

Duraliler Kuyusu: Duraliler Köyü'nün kuzeyinde, yerleşim ve tarım alanlarının dışında bulunan bu kuyular sulamada kullanılmaktadır.

Meydan Kuyuları: Antalya'nın Meydan semtinde bulunan bu kuyular, yerleşim alanlarının ortasında kalmıştır. Şehir içme suyunun bir kısmı buradan sağlanmaktadır.

Antalya Ajans Antalya Tanıtım Sayfaları