Hakkımızda Koleksiyon Referanslar Müşteri Hizmetleri Sık Sorulan Sorular Galeri İletişim
Türkçe İngilizce
Ön Büro Servis Mutfak Kat Hizmetleri Güvenlik
Teknik Servis Sağlık T-Shirt Özel Tasarımlar Diğerleri
Tarihçesi
Coğrafi Yapı
Sosyal Yapı
Ekonomik Yapı
Kültür ve Sanat
Antik Kentler
Camiler ve Kiliseler
Gezilecek Yerler
Gelenek ve Görenekler
Festival ve Özel Günler
Spor Aktiviteleri
Ulaşım
Yöresel Yemekler
Yöresel Türküler
Antalya Görüntüleri
Ana Sayfaya Dön

ANTALYA 'NIN EKONOMİK YAPISI

TARIM VE HAYVANCILIK

Antalya, uygun ekolojisi nedeniyle Türkiye'nin önde gelen tarım merkezleri arasında yer almaktadır. Antalya'nın yüzölçümünün yüzde 20'lik bölümü tarım alanıdır.

Antalya'da sahil ve yayla kesiminde yetişen tarım ürünleri arasında büyük farklılıklar görülür. Sahil kesimi narenciye gibi subtropik iklim bitkilerinin yetiştirilmesine ve sera tarımı yapılmasına uygundur. Yayla kesiminde ise soğuğa dayanıklı elma, armut, ayva gibi meyve türleri yetişir. Antalya, sahip olduğu potansiyel açısından ülkemiz tarımında önemli bir yere sahiptir. Antalya'da orman ağaçlarından başka 250 çeşit çiçek, 41 çeşit sebze, 36 çeşit meyve bulunur.

Antalya, Türkiye'deki toplu ekilebilir, dikilebilir alanların yüzde 1.6'sına sahiptir. Ancak ilin tarımsal üretim değeri bakımından yaptığı katkı yüzde 4.3 daha büyüktür. Antalya, ülkemizde en önemli turunçgil yetiştiricisi olup, yüzde 30'luk payla ilk sırada yer almaktadır. Türkiye'nin cam sera alanının yüzde 80'i, plastik sera alanının ise yüzde 50'si Antalya'da bulunmaktadır. Yine dış piyasaya yönelik kesme çiçek üretiminde yüzde 95'lik payla birincidir.

İlin Türkiye narenciye ve subtropik meyveler üretimi yönünden önemli bir ayrıcalığı vardır. Türkiye'de üretilen portakalın %26'sı, muzun %43’ü, avokadonun % 58'i, yenidünyanın %63'ü, narın %12'si Antalya'da üretilmektedir.

Türkiye'de toplam örtü altı üretimi 466 bin 815 dekar iken, Antalya'da 155 bin dekardır. Türkiye'de toplam 63 bin 513 dekar olan cam sera alanının yüzde 84'ü Antalya'da bulunmaktadır. Antalya'da 75 bin 440 dekar plastik sera bulunmaktadır. Türkiye açık tarla sebze alanları yaklaşık 750 bin hektar olup, Antalya 23 bin hektar açık sebze alanı ile %3'lük pay almaktadır.

İlde yaklaşık 2.6 milyon ton sebze üretimi gerçekleşirken, bunun 93.650 tonu ihraç edilmiştir. Bu da üretilen sebzenin % 3.3'ünün ihraç edildiğini göstermektedir. İl üretimi içindeki bu düşük oran Türkiye toplam ihracatı içinde %16'lık orana tekabül etmektedir. İhraç edilen en önemli ürünler; domates, biber, hıyar, kornişon ve patlıcandır. Türkiye domates üretiminin % 16'sı, hıyar üretiminin % 27'si, sakız kabağı üretiminin % 17'si, patlıcan üretiminin % 16'sı, biber üretiminin %14'ü, taze fasulye üretiminin % 7,5'u, bakla üretiminin % 17'si Antalya'dan yapılmaktadır.

İlin su kaynakları ve kullanımı açısından bölgesindeki diğer illere oranla akarsular açısından zengin olduğu görülür. Rejimleri düzensiz dere ve çaylardan meydana gelmiştir. Manavgat Irmağı, Köprüçay, Düden Çayı, Eşen ve Dim çayları önemli akarsulardır. Ayrıca Oymapınar, Manavgat, Karacaören, Alakır ve Korkuteli barajları, Korkuteli-Kozağacı Göleti, Korkuteli-Yelten Göleti, Akseki-Cevizli Göleti, Elmalı-Baranda Göleti, Karacaören Barajı önemli su kaynaklarıdır. Antalya'daki tarım alanlarının %51'i sulanmaktadır.

Antalya'da özellikle bitkisel üretimin korunması ve pazarlanmasında önemli rol oynayan soğuk zincir ve paketleme tesisleri hızla çoğalmaktadır. 2000 yılı verilerine göre 112 soğuk hava deposu 103.380 ton/yıl kapasite ile hizmet vermekte olup, paketleme tesislerinin sayısı 47'ye ulaşmıştır. Soğuk hava depolarının kapasitelerine göre %55,6'sı Korkuteli ilçesinde yer alırken, paketleme tesislerinin %50'si Kumluca ilçesinde bulunmaktadır.

Antalya’da hayvancılık eskiden önemli bir yer tutardı. Ancak bitkisel üretimden elde edilen gelirin hayvancılıktan elde edilen gelire göre çok yüksek olması, hayvancılıkla geçinen göçerlerin (yörüklerin) bitkisel üretime kaymasına yol açmıştır. Bir kısım halkın hala tek geçim kaynağı budur. Çok sayıda koyun, keçi ve sığır beslenir. Bu yörede arıcılık da ileridir. İpek böcekçiliği 1950’li yıllardaki önemini tamamen yitirmiştir. Ancak Alanya yöresinde ipekböcekçiliği halen sürdürülmektedir.

Yıllık ortalama yağışın 1068 mm. olduğu Antalya bölgesinde 365 milyon metreküpü yeraltı suyu olmak üzere toplam 16,2 milyar metreküp/yıl'lık su potansiyeli, Türkiye su potansiyelinin % 9'unu içermektedir. İl nüfusunun yaklaşık %45'inin kırsal kesimde yaşadığı ve tarımsal üretimle uğraştığı Antalya'da tarımsal üretim; kalite, verim ve çeşitlilik açısından zengin bir yapıya sahiptir. İlin sahip olduğu ekolojik, topografik ve sosyal-ekonomik koşulların uygunluğu nedeniyle çok sayıda bitkisel ve hayvansal ürün yetiştirilmesine imkan tanıyan polikültür tarım yapılmaktadır.

Yetiştirilen tarım ürünleri; iç tüketim, dış satım ve tarıma dayalı sanayi ürünleri olarak gerek il gerekse ülke ekonomisinde önemli bir yer tutmaktadır. Tarım alanı içerisinde en fazla paya 241.771 ha. ile tarla alanı sahiptir. Bunu 43.225,5 ha. ile sebzelikler ve 39 674 ha. ile meyvelik alan izlemektedir. İl toplam yüzölçümünün %20’sinde (414.326 ha.'lık alanda) çok çeşitli bitkisel ürünlerin üretimi yapılmaktadır.

 

Seracılık

Antalya, örtüaltı tarım olarak da bilinen seracılıkta Türkiye'deki üretimin yüzde 85'ini karşılıyor. Antalya'da yaklaşık 200 bin aile, 150 bin hektarlık alana yayılan araziler üstünde seracılık yapıyor.

Türkiye sahip olduğu ekolojik özellikleri nedeniyle sebze ve meyve üretimi bakımından dünyadaki önemli ülkelerden biridir. Ancak, modern anlamda üretim, özellikle de seracılık faaliyetleri 1940’lı yıllarda Akdeniz sahil bölgesinde başlamış ve 1970’li yıllarda gelişmiştir.

Türkiye’de örtüaltı yetiştiricilik faaliyetleri sebze yetiştiriciliğinde yoğunlaşmıştır. Toplam örtüaltı yetiştiriciliğin %95’ini sebze, %5’ini ise, meyve ve süs bitkileri yetiştiriciliği oluşturmaktadır. Örtüaltı üretimde domates, hıyar, biber, patlıcan, kavun, karpuz ve kabak en çok yetiştirilen sebzelerdir. Seraların yaklaşık yarısına yakınında ise, domates yetiştirilmektedir. Örtüaltında sebze yetiştiriciliği ürünlerin tarlada yetiştirildiği dönemler dışında yoğunlaşması nedeni ile karlı bir faaliyet olmakla birlikte, özellikle serada üretimin yüksek maliyetli olması ve teknik bilgiye dayalı üretim yapılması zorunluluğu ile daha fazla bilgi ve sermaye gerektiren bir yetiştirme sistemidir.

Türkiye’de örtü altı tarımın %87’si Akdeniz Bölgesi’nde yapılmaktadır. Toplam örtüaltı alanların %14’ünü cam sera, %34,7’sini plastik sera, %11,6’sını yüksek tünel ve %39,7’sini alçak tünel oluşturmaktadır. Akdeniz Bölgesi’ndeki örtüaltı alanların %39’u Antalya, %30,7’si Adana, %25’i İçel ve %4,9’u Hatay’dadır.

Örtüaltında yetiştirilen ürünlerin başında domates gelmektedir. Türkiye’nin 2001 yılı örtü altı domates üretimi 2000 yılına göre 42.523 ton artarak 1,4 milyon ton olarak gerçekleşmiştir. Ekim alanlarında ise 3.487 dekar artış olmuştur. Örtü altı domates yetiştiriciliğinde cam sera ve plastik sera toplam örtü altı üretimde ekim alanının %91’ini ve üretimin %93’ünü oluşturmaktadır. Toplam örtüaltı sebze üretimin %38’ini domates, %26’sını hıyar, %14’ünü karpuz, %6’sını patlıcan, %5’ini sivri biber, %2’sini dolmalık biber, %4’ünü kabak ve %2’sini kavun üretimi oluşturmaktadır. Türkiye’nin domates üretiminin yaklaşık %15’i örtüaltı yetiştiricilik ile üretilmektedir.

Türkiye’de örtüaltı sebze yetiştiriciliği 1997- 2001 yılları arasında 40.000 hektardan 47.000 hektara çıkmıştır. Söz konusu yıllar içinde en yüksek ekim alanı 48.000 hektar ile 1999 yılında gerçekleşmiştir. Aynı yıllarda toplam örtüaltı üretim ise, 2,6 milyon tondan 3,6 milyon ton’a çıkmıştır. Ekim alanlarının yaklaşık %26-30’unu domates, %23-32’sini karpuz, %13-18’ini hıyar oluşturmaktadır. Aynı yıllar arasında domates ve hıyar ekimi artış gösterirken karpuzda azalma görülmektedir. Örtüaltında yetiştirilen diğer önemli sebzeler ise; kavun, patlıcan, kabak(sakız), biber ve fasulyedir. Toplam örtüaltı sebze yetiştiriciliğinde son 5 yılda ekim alanlarında %18, üretimde ise, yaklaşık %37 oranında artış olmuştur.

Seracılık faaliyetlerinin genel yapısını belirleyen ana faktör, ülkelerin iklim özellikleridir. Bu nedenle, Ekim - Mayıs ayları arasında Türkiye’nin taze domates ihracatı, 2000 yılında 53.000 ton, 2001 yılında 84.000 ton ve 2002 yılında ise 96.000 ton olmuştur. Önemli diğer sebzelerin 2000 ve 2001 yıllarındaki ihracat miktarları ise, hıyarda 3.000 ton ve 10.800 ton, çarliston biberde 4.400 ton ve 7.057 ton, sivri biberde 7.130 ton ve 6.300 ton ve dolma biberde 2.900 ton ve 3.900 ton olmuştur.

Örtüaltı sebze yetiştiriciliği; ekonomiye ve istihdama katkısı yanında yılın her mevsiminde taze sebze tüketebilmeyi olanaklı kılması nedeniyle önemli bir yetiştiricilik şeklidir. Artan nüfus ve tüketici taleplerindeki çeşitlilik nedeniyle taze sebzeye olan talep artışı, günümüzde mevsimsel değişikliklere karşın devam etmektedir. Tüketici talepleri de dikkate alınarak, örtüaltı sebze yetiştiriciliğinin devamının sağlanabilmesi için hedef, iyi ürün kalitesi ve özellikle son yıllarda önemi gittikçe artan insan ve çevre sağlığını dikkate alan bir üretim olmalıdır. Üreticiler açısından ise, üretim maliyetlerinin azaltılması, ürün çeşitliliğinin artırılması ve üretimin hasat döneminde yüksek fiyatla satılabileceği dönemlerde yapılması amaçlanmaktadır.Üretim girdilerinden tohumluk, gübre, sera plastik hammaddesi, sulama ve ekipman malzemesi temininde yurtdışından yapılan ithalatlar önemli olmaktadır. Türkiye, bu girdilerin temininde farklı düzeylerde olmakla birlikte yabancı ülkelere bağımlı durumdadır. Seracılıkta önemli sorunlardan birisi de dış pazarlama sorunudur. İhracatın ve dış pazarlardaki rekabet gücümüzün artırılabilmesi için hedef pazar koşulları ve isteklerini dikkate alarak üretim planının buna göre yapılması ve sera ürünlerinde tüketici sağlığı açısından güvenilir bir üretimin sağlanması zorunlu olmaktadır.

Antalya seracılığın en çok yapıldığı il olarak öne çıkıyor

Antalya’daki seralarda üretilen ürünlerin ortalama yüzde 5'i yurtdışına ihraç ediliyor. Narenciye üretiminin ise yüzde 20'si ihraç ediliyor. Halen 1 milyar dolar seviyesinde olan bu ihracatın yakın bir gelecekte ikiye hatta üçe katlanabileceği belirtiliyor.

Kente yön verenler, turizmde yürütülen çalışmalara ek olarak, seracılığa yönelik de bazı çalışmalar başlattı. Örneğin, meteoroloji yetkilileri ile birlikte yürütülen bir çalışmayla. Antalya'nın seracılıkta risk haritasının ortaya çıkarılması hedefleniyor. Bu çalışmanın da özellikle yeni yatırımcılara yol göstermek amacıyla hazırlanacağı belirtiliyor.

Öte yandan, Antalya'da 2005'de devreye girmesi beklenen doğalgazın başta seracılık olmak üzere birçok alanda ciddi bir hareketlilik getirmesi bekleniyor. Önümüzdeki dönemde Antalya'da, yerli ve yabancı yatırımcıların yeni yatırımlar gerçekleştireceği belirtiliyor.

İklim açısından turfanda sebze ve kesme çiçek seracılığına uygun araziye sahip olan Antalya'da yıl boyunca üretim yapılabiliyor. Seracılık için hayati önem taşıyan su açısından sorun yaşanmıyor. Bölge, yağış oranı bakımından Akdeniz'in en iyisi ve sebze, çiçek üretimine yatkın yeterli ve ucuz işgücüne sahip.

Balkanlar, Doğu Avrupa ve Rusya'ya gibi yakın bölgelerin Antalya'dan sebze ve çiçek talebi artıyor. Modern seracılığa uygun bölgede havayolu ulaşımı, haberleşme ve lojistik açısından gelişmiş bir altyapı bulunuyor. Yabancı yatırımcı ve teknik eleman açısından bölgedeki sosyal imkanlar ihtiyacı karşılayacak düzeyde. Bu gibi etkenlerden dolayı Antalya'da seracılığa ilgi ve buna paralel olarak yatırımlar artıyor.

 

Su Ürünleri

Antalya, batıda Eşen Çayı ile doğuda Kaladran hudutları arasında 640 km'lik bir sahil uzunluğuna sahiptir. Su ürünleri üretimi konusunda önemli bir potansiyele sahip olmasına karşın su ürünleri üretimi beklenen düzeyde değildir.

Antalya'da 1998 yılında avcılık yapan 351 tekne, 687 şahıs ruhsatı, 1999 yılında 368 tekne, 817 şahıs ruhsatı bulunmaktadır.

Antalya ili sınırları içerisinde 1999 yılında projeli yetiştiriciliği yapılan kültür balıkları (Çipura-Levrek) toplam üç işletmede 35 ton/yıl, içsu balıkları üretiminde (Alabalık-Sazan) 78 işletmede 778.5 ton/yıl üretim gerçekleşmiştir.

İlimizde bulunan Kepez Su Ürünleri Üretme İstasyonu, ülke genelinde tatlı su rezervuarlarma, ürettiği yavru balıkları salarak, potansiyeli arttırma yönünde çalışmalar yapmaktadır. 2000 yılında aynalı sazan balıklandırma çalışmalarında 6.265.000 yavru, 4.289.996 larva ve 460.000 alabalık yavrusu üretilmiş olup, 57 ilde 331 kaynak balıklandırılması yapılmıştır.

 

HayvancılıK

Antalya, Türkiye hayvancılığına en büyük katkıyı küçükbaş hayvan varlığı ile yapmaktadır. İlin arazi yapısı nedeniyle hayvan varlığında kıl keçisi en büyük payı almaktadır.

Yayla kesimlerinde kıl keçisi ve koyunculuk, kısmen süt sığırcılığı, sahilde ise süt sığırcılığı ve tavukçuluk ağırlık kazanmaktadır. Arıcılık, gezginci arıcılık şeklinde yapılmakla beraber, Antalya ili arıcılık için ideal bir kışlatma bölgesidir.

Antalya'da sığır, keçi ve arı kovanında kısmı bir artış olduğu, diğerlerinde ise pek fazla bir değişiklik olmadığı gözlenmektedir. 1999 yılında Antalya ilinde üretimi yapılan ürünlerden kırmızı et, süt, kıl ve bal üretimi kısmi de olsa artarken beyaz et, yapağı, yumurta ve yaş koza üretiminde gerileme olmuştur.

İlin kırmızı et üretimi genellikle kültür ve melez ırk sığırların besiye alınmasıyla beyaz et üretimi ise daha çok et tavukçuluğu yapan işletmelerce üretilmekte, ancak bu üretimler Antalya ilinin et ihtiyacını karşılayamadığı için et ihtiyacı çevre illerden temin edilmektedir.

Antalya ilinde 1999 yılında üretilen kırmızı et miktarı 9.084.512 kg olup, bu 1998 yılına göre %5.7'lik bir artışı ifade etmektedir. Beyaz et üretimi ise 1999 yılında 1998 yılma göre %28'lik bir düşüş göstermiştir.

Turizmde dünya kenti özelliğine sahip olan Antalya önemli bir tüketim merkezi olmasına rağmen, arazi yetersizliği ve buna bağlı olarak da üretimin azlığı nedeniyle normal tüketimi karşılayamamaktadır.

 

Kesme Çiçek

Antalya'da 1988'de küçük bir alanda deneme amacıyla üretilen sprey ve standart karanfil çeşitleri ile Gerbera, bugün bin çiftçi ailesinin geçimini sağlıyor.

Antalya'nın Altınova, Serik Kundu, Kadriye ve Çamköy beldelerinde yaklaşık 2400 dönüm alanda, ağırlıklı olarak ihracata yönelik Sprey Karanfil, Standart Karanfil ve Gerbera cinsi üretim yapılıyor.

Geçmiş yıllarda ihracat sezonu Ekim-Mayıs ayını kapsayan 8 ay boyunca gerçekleşirken, 3 yıl önce Isparta, Burdur, Bucak bölgelerinde başlanan yayla üretimi ile sezon süresi ağustosa uzadı. Yaylada yaklaşık 200 dönüm alanda üretim devam ediyor. İhracat döneminin uzaması ile yurt dışında pazarlama süresi artarken, pazarlarda daha iyi bir yere tutunmaya olanak sağladı. Antalya haziran ve temmuz ayları dışında aralıksız ihracatını sürüdürüyor.

2001-2002 sezonunda toplam 156 milyon dal ihraç edilirken, bu rakamın bavul ticareti ile birlikte 220 milyon dal civarında olduğu ve toplam 35 milyon dolar döviz girdisi sağlandığı belirtiliyor. Kesme çiçek ihracatında en büyük pazar İngiltere. Onu, Hollanda, Rusya ve Japonya izliyor. Kesme çiçek ihracatında bavul ticareti de önemli bir yere sahip. Rusya, Ukrayna, Moldova, Romanya gibi ülkelere bu şekilde yılda 60-70 milyon dal ihraç ediliyor. İngiltere'ye ağırlıklı olarak sprey karanfil gönderiliyor. Standart karanfil ve Gerbera ise daha çok Rusya, Moldova, Ukrayna, Romanya ve Bulgaristan'da tercih ediliyor.

En büyük rakipler İspanya ve Kolombiya

Antalya'nın Avrupa pazarında en ciddi rakibi İspanya. İspanya'nın avantajı pazara yakın olması. Türkiye'nin Avrupa kesme çiçek ticaretindeki pazar payı binde 6 düzeyinde. Pazardaki diğer rakip Kolombiya'nın bütün sezonda kalitesi çok iyi. Japonya pazarında müşteriler tamamen fiyata bağlı olarak Türkiye ve Kolombiya'yı tercih ediyor. Japonya pazarında Türkiye, diğer rakibi olan Yeni Zelanda'nın önünde bulunuyor.

Avrupa pazarına yakın üretici ülkelerden İspanya, malını pazara hızlı bir şekilde tırlarla indiriyor. Antalya'nın pazarlarda rekabetini sürdürebilmesi ürünün tazeliğini korumasına bağlı, bunun da en etkili yolu havayolu nakliyesi. Ancak havayolu fiyatlarının pahalı olması, ihracatçıları tır taşımacılığına yöneltiyor. Bu da kaliteden ödün vermek anlamına geliyor. Japonya pazarında ise uçak sıkıntısı çekiliyor. İhracat tamamen uçak taşıma kapasitesi ile sınırlı. Çiçeklerin büyük kısmı THY ile gönderiliyor. İhracatçılar, THY'den en azından Anneler Günü, Sevgililer Günü gibi önemli günlerde, uçaklarda maksimum düzeyde kapasiteyi sektöre sağlamasını istiyor.

Kesme çiçek sektöründeki en önemli darboğazlardan biri, ihracata yönelik ürün çeşidinin azlığı. Çeşitliliği artırmanın temel faktörlerinden bir tanesi de "İhracat Mezatı"nın kurulması olarak görülüyor.

 

TURİZM SEKTÖRÜ

Antalya, Türkiye'nin ve dünyanın en önemli turizm bölgelerinden biridir. Merkez, Kaş, Demre, Kemer, Serik, Manavgat, Alanya ve Gazipaşa ilçelerinde Bakanlar Kurulu'nca ilan edilmiş toplam 21 turizm merkezi bulunmaktadır.

Türkiye'nin en büyük turizm merkezi

Antalya, Türkiye'nin ve dünyanın en önemli turizm bölgelerinden biridir. Merkez, Kaş, Demre, Kemer, Serik, Manavgat, Alanya ve Gazipaşa ilçelerinde Bakanlar Kurulu'nca ilan edilmiş toplam 21 turizm merkezi bulunmaktadır. İlin kara, deniz ve hava yolları ile iç ve dış pazarlarla bağlantılı olması her yönü ile kapasiteyi artırmaktadır. Antalya ili Türkiye'nin en büyük deniz limanlarından birine ve hava trafiği bakımından ikinci büyük havalimanına sahiptir.

Antalya 5 yıldızlı otel zengini

Türkiye'ye gelen turistlerin üçte birinden fazlasını konuk eden Antalya'da, her geçen gün yeni bir otel turizmin hizmetine giriyor ve yatırımlar özellikle 5 yıldızlı oteller üzerine yoğunlaşıyor. Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü verilerine göre Antalya'daki 72 beş yıldızlı otelde toplam 45 bin 199 yatak bulunuyor. Bu sayı ile Antalya, dünyada en fazla 5 yıldızlı otel bulunan şehirler arasında ilk sıralarda yer alıyor. Antalya ve ilçelerinde; 48'i birinci sınıf tatil köyü, 6'sı 2. sınıf tatil köyü, 72'si 5 yıldızlı otel, 72'si 4 yıldızlı otel, 118'i 3 yıldızlı otel ve diğerleri, iki yıldızlı, tek yıldızlı, apart, özel pansiyon ve motel olmak üzere işletme belgeli toplam 593 tesis bulunuyor. İşletme belgeli 593 tesiste toplam 73 bin 922 odada, 155 bin 782 yatak turistin hizmetine sunuluyor.

Antalya'ya gelen turist

Türkiye'nin turizm başkenti Antalya, Almanlar'ın en çok rağbet ettiği tatil merkezi konumunda. Antalya Havalimanı Dış Hatlar İstatistik Bölümü'nden alınan bilgiye göre 2002 yılında yaklaşık 5 milyon turisti ağırlayan Antalya'ya gelen turistlerin yüzde 50'ye yakınını Almanlar oluştururken, Ruslar ikinci, Hollandalılar üçüncü sırada yer aldı. Euro'ya geçişte yaşadıkları ekonomik sıkıntıya rağmen Almanların 2002 yılında sayılarını artırarak gittikleri tek ülkenin Türkiye olduğu bildirildi. 2001 yılında Antalya'ya 1 milyon 993 bin 205 Alman turist gelirken, 2002 yılında bu sayı yüzde 18 artarak 2 milyon 347 bin 675'e ulaştı. Antalya'ya 2001'de 402 bin 703 Rus turist gelirken 2002’de bu rakam yüzde 32 artarak 530 bin 482'ye çıktı. Hollandalı turist sayısı da bir önceki yıla göre yüzde 21 artarak 355 bin 153'e yükseldi.

Mavi Bayraklı 59 plaj ve 3 marina var

Dünyada denizlerin ve sahillerin kalitesini ve temizliğini belgeleyen Mavi Bayrak, 25 Avrupa ülkesinde ve Güney Afrika Cumhuriyeti'nde kriterlere uygun plajlara veriliyor. Türkiye'de Mavi Bayrak kriterlerine uygun plaj sayısı her geçen gün artıyor. Bir yıl süre ile verilen Mavi Bayraklar, gerekli kontroller sonunda yenileniyor ya da geri alınabiliyor.

Türkiye Çevre Eğitim Vakfı tarafından bu yıl Türkiye'de 140 plaj ile 11 marinaya Mavi Bayrak verilmesi kararlaştırıldı. Antalya, 59 sahil, 3 marina olmak üzere toplam 62 Mavi Bayrakla Türkiye şampiyonu. Antalya'nın en fazla Mavi Bayraklı plaja sahip ilçesi Kemer. Kemer Park Marina'nın yanı sıra, Kemer'e bağlı beldeler Beldibi, Göynük, Çamyuva ve Tekirova'da toplam 20 Mavi Bayraklı plaj bulunurken, Manavgat 14 Mavi Bayraklı plajla ikinci sırada yer alıyor.

Marinalar:

Antalya Setur Marina

Kemer Park Marina

Finike Setur Marina

Turizmde çeşitlilik dönemi başlıyor

Antalya'da klasik deniz-güneş-kum turizmi dışında geliştirilebilecek alternatiflerle turizmi çeşitlendirmek mümkün.

Dünya Turizm ve Seyahat Konseyi (WTTC) gelecek 10 yıl içinde turizmde en parlak gelişmeyi gösterecek ülkeler arasında Türkiye'nin de olduğunu belirtiyor. Buna göre, 2010 yılına kadar Türkiye'ye gelen turist sayısı ve döviz geliri yüzde 100 artacak. Tahminlere göre 22.4 milyon turist gelecek ve 22.1 milyar dolarlık döviz bırakacak. Türkiye'ye gelen turistlerin çoğunluğunun Antalya'ya geldiği düşünülürse, bu sürecin turizmde yeni bir yatırım dalgası oluşturması mümkün görünüyor.

Antalya'nın kıyıları Akdeniz bölgesindeki diğer ülkelerle kıyaslandığında çok daha temiz. Tesisler de daha yeni. Ama bu tesisler yeterli olmayacağı için yeni hazine arazileri tahsis edilecek ve yeni oteller, tatil köyleri açılacak.

Antalya'da klasik deniz-güneş-kum turizmi dışında geliştirilebilecek alternatiflerle turizmi çeşitlendirmek mümkün. Antalya, kültür turizmine kaynaklık eden çok sayıda ören yeri, müze ve medrese gibi tarihi mirasa sahip. Ayrıca bölgenin önemli ürün bileşenlerinden bir tanesi de inanç turizmi. Hem İslam hem de Hıristiyanlık için önemli olan kutsal mekanlar bir çekim merkezi oluşturuyor.

Antalya'daki farklı turizm türlerinden biri de mağara turizmi. Şehirde bulunan çok sayıda mağaranın birbirinden farklı, bazılarının sağlık turizmi açısından önem taşıyan özellikleri var. Örneğin Karain Mağarası'nda yapılan kazılarda M.Ö 220 bin yılından bugüne kadar kesintisiz bir uygarlığın varlığı ortaya çıkarılmış.

Antalya'nın kış turizmi yapmaya uygun bölgesi Saklıkent ve temiz havası ile sağlık turizmine de hizmet eden yaylaları, değişik bir turizm çeşidi olarak önem kazanacak.

Son yıllarda spor turizmi de gelişmeye başlamış, Antalya'nın dağlar, yaylalar ve nehirlerden oluşan coğrafyasının trekking ve raftinge uygun olması nedeniyle bu turizm türü de canlılık kazandı. Bölgede son yıllarda büyük gelişme gösteren turizm çeşitlerinden golf ve kongre turizmi de büyük fırsatlar taşıyor. Kış aylarında düzenle¬nen ulusal ve uluslararası kongrelerle hem turizm sezonunun süresi uzatılıyor hem de otel doluluk oranları iyileştiriliyor.

 

SANAYİ VE TİCARET

İnşaat Sektörü canlanıyor

Genel ekonomiye olumlu etkisi olan İnşaat sektörü, istihdam yaratma kapasitesi bakımından da çok önemli. 2010 yılına dek Antalya nüfusuna yaklaşık 800 bin kişi eklenecek.

90'lı yıllarda 1000 kişi için Antalya'da 16 daire artışı sağlanmıştı. Buna karşılık göç alan ilin nüfus artışının yıllık %4 civarında olduğu dikkate alındığında, halihazırdaki her 1000 kişiye 40 kişi eklenecek. Bu da Antalya'da nüfus başına daire sayısının hızla artmasını zorunlu hale getirecek. 2010 yılı nüfus artışı dikkate alınarak Antalya'da yılda 2,5 milyon metrekare inşaat artışının olağan bir büyüme olacağı hesaplanıyor.

Batı Akdeniz Bölgesi Geliştirme Vakfı'nın, Antalya için hazırladığı rapora göre, ''10 yıl içerisinde 100 bini aşkın dairenin yapılacağı, trafikteki taşıt sayısının 3 kat artarak 800 binin üzerine çıkacağı, yıllık turist girişlerinin 9 milyona ulaşacağı dikkate öngörülerek, kıyıdaki yerleşimin bu yoğunluğu karşılayamayacağı belirtiliyor.

Bu olumsuz gelişmeyi önleyebilmek için mümkün olduğunca kentin kuzeyinde ikinci bir çağdaş yapılaşmanın ve kentleşmenin yaratılması halinde hem Antalya'daki büyümenin dengeleneceği, hem de bölge ekonomisine katkı sağlanacağı vurgulanıyor.

 

YATIRIMLAR

Hayvancılıkta entegre tesis ihtiyacı

Mevcut işletmelerin küçük ölçekli olması et ve süt üretimi ile pazarlanmasında sıkıntı yaratıyor.

Antalya'da toplam 1 milyon adet küçük ve büyükbaş hayvan bulunuyor. Bu rakam geçmiş yıllara göre azalma gösterirken, kanatlı sayısında ise bir artış yaşanıyor.

Bölge genelinde hayvancılığa dayalı gıda sanayiinde faaliyet gösteren işletmelerin çoğunluğu küçük işletmeler olduğu için, kırmızı et ve süt üretimi ile pazarlanmasında yetersizlikler yaşanıyor. Bölgede modern ve büyük ölçekli et - süt işletmesi ile kalite, standart ve hijyen özellikli entegre tesislere ihtiyaç duyuluyor.

Kırmızı et üretimine alternatif olan beyaz ete yönelik üretim olanakları konusunda yeterli araştırma bulunmuyor.

Su ürünleri üretim ve pazarlamasında da büyük boşluklar var. Bölgede modern su ürünleri işleme tesisi bulunmuyor. Açık deniz ve kültür balıkçılığı, sahil kesiminde yüksek verimli yem bitkileri üretim olanağı, ana arı üretiminde erkencilik ve uygun iklim yapısı, önemli düzeyde kılkeçisi varlığı Antalya'nın diğer artılarını oluşturuyor. Keçi ürünlerini değerlendirme ile organik hayvancılık, turizm amaçlı ipekböcekçiliği ve damızlık devekuşu yumurtası yetiştiriciliği de geliştirilmeye yönelik potansiyel yatırım alanları arasında bulunuyor.

Tarıma dayalı gıda sanayi

Antalya'da tarım ve tarıma dayalı gıda sanayiinin geliştirilmesi için ihtiyaç duyulan ürünlerde yatırım cazip.

Mısır, yer fıstığı, susam, soya, sebze, meyve, yağlı tohumlar ve meyveler, kesme çiçek ve süs bitkileri, tohumluk üretimi, tıbbi ve aromatik bitkiler ile organik tarım ürünlerinin yetiştirilmesi öneriliyor.

Yerfıstığı, tüm taze ve işlenmiş sebzeler, elma, narenciye, zeytin ve zeytinyağı ile keçiboynuzu ihraç şansı yüksek olan ürünler. Şehrin kuzey kesimlerinde yetiştirilecek vişne, mevcut iki meyve suyu fabrikasına hammadde sağlayabilecek bir ürün. Ceviz ve badem de yurt içi ve dışında pazar olanakları bulunan meyvelerden. Meyve kompostosu, meyve püresi ve konsantresi de ihraç şansına sahip ürünler. Bunların üretimi için uygun teknoloji içeren yatırımların gerçekleştirilmesi gerekiyor.

Tıbbi ve aromatik bitkilerin işlenerek ihraç edilmesine olanak sağlayacak tesislerin kurulması da büyük önem taşıyor. İhracata yönelik, standartlara uygun tesislerin kurulması, sınıflandırma, kurutma, ambalajlama ve sterilizasyon yapabilen komple tesislerin gündeme gelmesi, yatırımcılar için kazançlı bir iş olabilir.

Evlerde veya küçük işletmelerde reçel, konserve, turşu üretimi gerçekleştirilip, kooperatifler aracılığıyla pazarlanırsa, atıl iş gücünü harekete geçiren bir ihracat olayı gerçekleştirilebilir.

İhracata dayalı üretimin özellikle AB tarafından uygulanan standartlara uygun, sınıflandırma ve paketleme ünitelerine sahip olarak kurulması yatırımcının dikkat etmesi gereken konulardan biri. Bu tesislere, AB ülkelerine kaliteli ürün ihraç etme şansı verecek soğuk nakliye zincirinin de mutlaka oluşturulması gerekiyor.

Avrupa ülkelerinin son yıllarda çok rağbet ettiği ekolojik ürünler konusunda belirli bölgelerin tespit edilmesi, üretim ve pazarlama açısından büyük kolaylık getirecektir.

Ulaşım altyapısı yatırım bekliyor.

Bölgede demiryolu ve denizyolu gibi uzak mesafeli taşımacılığın gelişmemiş olması sektörü zayıf bıraktı.

Uluslararası yolcu taşımacılığı Antalya havalimanı üzerinde yoğunlaşıyor. Ulusal yolcu ve yük taşımacılığındaki ağırlık ise karayolu üzerinde. Uzun vadeli olarak tasarlanan tek otoyol, Denizli otoyolu projesi. İzmir, İstanbul, Nevşehir karayolu bağlantılarının iki yönlü yol durumuna getirilmesi de uzun vadeli bir hedef olarak belirlenmiş durumda. Bunun dışında Afyon bağlantısının iki yönlü yola çevrilmesi ve Isparta-Konya hattının iyileştirilmesi orta vadeli hedefler arasında.

Turizmdeki büyümenin tahmin edildiği gibi gerçekleşmesi durumunda, Antalya havalimanının da yüksek sezondaki ihtiyaçları karşılamakta yetersiz kalacağı belirtiliyor.

Bölgede turizmin geliştirilmesine katkıda bulunacağı düşüncesiyle Antalya-Alanya demiryolu projesinin ve Burdur-Eğirdir buharlı tren seferlerinin organize edilmesi öneriliyor.

Ulaşım alanında en önemli ve kısa vadede gerçekleştirilmesi gereken proje ise Antalya Limanı'mn iyileştirilmesi, liman yönetim modelinin yenilenmesi, kruvaziyer turizme dönük toplu bir girişim ve bölge içi deniz otobüsü seferlerinin konmasını kapsıyor. Deniz Ticaret Odası tarafından hazırlanan projenin maliyeti 46 milyon dolar olarak belirlenmiş.

Doğalgaz revaçta olacak

Enerji açısından Antalya'da yakın gelecekteki en olumlu gelişme şehre doğalgaz gelmesi olacak.

2005 yılının ilk yarısında kullanılmaya başlanacak olan doğalgaz, Antalya'da hummalı bir faaliyete neden olacak, işyerleri, evler, hatta seralar doğalgazla ısıtılacak. Doğalgaz dağıtım şebekesinin inşası için ihaleye çıkılacak.

Doğalgazın gelmesi ile birlikte, daha önce fuel-oil ya da kömür gibi yakıtlar kullanan kaloriferlerin doğalgaza dönüşümü ve doğalgaz bağlantısı gibi yeni faaliyet alanları doğacak.

Enerji yasaları da girişimci ve tüketicilere yeni imkanlar sunuyor. Yeni enerji piyasası yasalarından Elektrik Piyasası Yasası elektrik üretim, dağıtım, toptan satış, perakende satış, ithalat, ihracat faaliyetlerini özel girişimcilere açıyor, iletim hatları üzerinden enerji yuvalama imkanı da getiriyor. Böylece aboneler dışındaki piyasa katılımcıları istediği yerden ve tedarikçiden elektrik satın alabilecek.

Şehir atıklarını değerlendirmek için çevreyi kirletmeyen tarzda çöp santrallerine ihtiyaç var. Atık teknolojisi sektörü tarımsal ve evsel atıkların değerlendirilebileceği tesislere ihtiyaç duyuyor. Bölgede atıkları işleyerek ihracata uygun duruma getirecek tesislerin kurul¬ması çok kârlı bir yatırım olarak görülüyor. Antalya Ticaret ve Sanayi Odası yetkililerinin belirttiğine göre bu iş için talip olan biri Alman diğeri Amerikalı iki firma var. Bu sektörde faaliyet gösteren şirketler genellikle yatırım için kullanılabilecek bazı fon ve kaynakları da beraberinde getiriyor.

Madencilikte fırsatlar var

Antalya yöresi yer altı kaynağı olan madencilik yönünden de yatırımcılar için küçümsenmeyecek değerlere sahip.

Antalya'da krom, manganez, kurşun, çinko, gümüş ve alüminyum yatakları var. Ayrıca endüstriyel hammadde olarak kireçtaşı, barit, çimento hammaddesi kum-çakıl olivin, grafit, kuvarsit mermer, dekoratif taş bulunuyor.

Antalyada özel sektörün yatırım yapabileceği endüstriyel hammaddeler ve metalik madenler şunlar: Mermer, dekoratif yapı taşı, olivin, dolomit, kalsit, kır-mataş ile kum ve çakıl.

Özellikle mermer üretimi ve ihracatında ciddi artışlar olabileceği, mermer dışında diğer endüstriyel hammadde ihracat değerlerinde de artışlar görülmesi bekleniyor.

Antalya Ajans Antalya Tanıtım Sayfaları